Yeniliklerden haberdar olun

İsim
e-mail


Albümü Dinleyin...

Şarkı Sözleri







FEATURED FILM

Yavuz Kesepara

Aslen Rize Çayeli’li olup, Sarıyer doğumlu olan Yavuz Kesepara, müzik çalışmalarına ilk okul yıllarında koroya seçilmesiyle başladı. Aslında müzik tutkusunu (daha sonra rahmetli olan) babasının bağlama tınılarında keşfetti. Bir taraftan da şiir ve edebiyata olan merakı, zaman içerisinde şiir denemeleri yapmasına sebep oldu.Bu sevda bugüne kadar bir kaç şiir kitabı olabilecek sayılara ulaştı.

 

Daha sonraları ortaokul ve lise yıllarındaki bağlamsıyla tanışma serüveni Hocası (Sarıyer Halk Eğitimi Halk Müziği ve Bağlama Hocası) Samim Yağız nezaretinde devam etti. 90’lı yılların başında konservatuar imtahanına girme niyeti, imtihan tarihinin bir ay önceye alınmasıyla başlamadan son buldu ve askerlik için Erzincan yollarına koyuldu. Ama içerisindeki müzik sevdası bir türlü sönmeyen Kesepara, askerlik sonrası müzik çalışmalarına hız verdi. Zaten bunun için belli bir birikimi ve alt yapısı da vardı. Bir taraftan şiirler, bir taraftan da beste çalışmalarına devam ediyordu. Karadenizli olması sebebiyle yöresel enstruman “Kemençe”yi de en azından kendi eserlerini seslendirebilecek kadar keşfedebilmişti. Diğer yandan da sosyal hayatın içerisindeki, yaşam mücadelesi devam ediyor, textil, deri vs. gibi işlerle meşgul oluyordu.

Hafta sonları bir sosyal yardımlaşma kurumunda (D.F) fahri çalışmalarda bulunuyor. Anadolu’nun birçok il, ilçe ve köyünü adım adım dolaşıyordu. Yaptığı seyehatler ile ilgili “Hayatıma çok şey katıp, hayata başka bir pencereden bakmama sebep olan ve bazen bakıpta göremediğimiz değerlerin farkına sonradan varabiliyoruz.” diyen Kesepara, bundan çok ayrı bir haz duyduğunu ve bunu her insanın yaşaması gerektiğini tavsiye ediyor.

Aslında önceleri, aklında albüm fikri olmayan Kesepara, çok yakın akrabaları olan Adem ve Zeki Arslan Kesepara’nın tavsiyeleri ile bu fikrie sıcak bakmaya başladı. Hem sonra bu süre zarfında, müziğin her dalında bir çok da bestesi olmuştu da... Yapmış olduğu müzik birikimi ilk albümündeki eserlerin çeşitliliğinden anlamıştıkta. Kesepara edebiyatın yanı sıra tarihe de merakı bulunmakta, özelliklede Türk ve Osmanlı tarihi. Bunu zaman zaman eserlerine de yansıtmakta.

Bundan iki-üç yıl önce başlayan “Nedu – da” albümü bugün müzik dünyasında farklılığıyla kendinden özellikle çok söz ettirmekte, çünkü “Nedu – da” aslında bir tepki... Karadeniz Lisanıyla hayatın her katmanında oluşan bu yozlaşmaya bu tekdüzeliğe, bu çok şey söylediğini zannedipte aslında birşey seöylemeyenlere bir tepki Nedu-da ve kendisi “Bu Nedir, Bunlar Nedir” diye sorup, zaten söylemek istediğini; Yavuz Gemisinden, Bağrağımızdan bir miktarda kendisinde bahsedip özetlediğini söylüyor... “Oy Babam” eserindeki gerçek hikayesini senaryolaştırıp sevenleriyle ve dinleyenleriyle paylaşıyor Kesepara. Bir diğer eseri “Burada Şehittir Yatan” adlı eseriyle de şehitlerimize ve bu vatanın ebedi bekçileri olan Mehmetçğimize ve bu vatan üzerinde yaşayanlara “Vatan vatan diye kalbi atan birileri yok mu? Tabiki var ve ilelebet olacak diye sesleniyor bu havayı teneffüs eden vatan evlatlarına... Bir diğer eserinde de Karadeniz’deki sel ve heyelanlara değinerek “Ağlamamak Haramdır” diye sesleniyor Yavuz... çünkü bu sellerden birinde 2002 yılında bir yakını olan Mehmet Salih Genç’i genç yaşta 28 yaşında kaybetmiştir Kesepara... İşte onun için “Nedu – da” albümü bir hayattır. Hatta ve hatta günahlarıyla sevaplarıyla hayatın taa kenndisidir diye dile getiriyor.
Kesepara Karadeniz insanının esprili yaklaşımıyla “Evde mi kalacağım?” diye de soruyor kendi kendine. Bu da hiç evlenmeyip hala bekar olmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Babasının kendisine emaneti 3 kardeşiyle birlikte şu an İstanbul Sarıyer’de ikamet etmekte olan Kesepara, müzik çalışmalarına olanca hızıyla aralıksız devam ediyor. Çünkü kendisi; sadece albüm yapmak için müzik yapmadığını, güzel ve içerikli anlamlı belli bir sanat değeri taşıya bütün müzik türlerini severek dineldiğini, çünkü müziğin bütün insanlığı kaynaştıran, evrensel bir değer taşıdığının farkında. Kendisnin daha çok yolun başında olduğunu, herşeyin tek ilacının sevgi olduğunu ve severek, bıkmadan, usanmadan yola devam etmek gerektiğini düşünüyor. Çünkü bütün dünyanın gerçek kaynağının “Sevgi” olduğunu yüce Allah’ın Alemi Sevgisiyle yarattığını vurguluyor. Tüm insanlara, insancıklara birbirinizi daima sevin, sevin ki kötülükler üzerine doğan bir gün daha olmasın yeryüzünde diye sesleniyor. Ve yaşam felsefesini şöyle açıklıyor; Ne mutlu ki, bu önemli yaşarken, birgün başka bir önemli yaşayacağımızın farkına varabilenlere.

 

 

HAKKIMDA | BASINDAN | FOTOĞRAF ALBÜM | KONSER TARİHLERİ | İLETİŞİM